Terim'in Galatasaray'a katkısı nedir? | aLemDesin.Net,Sohbet,Chat,Haber,Oyun,Film,Sinema,Video,Şiir,Sohbet Odalari,Chat Odalari,Radyo,Müzik,Blog Sayfamıza Hoşgeldiniz

Alemdesin' Web Sitemize Hosgeldiniz

Terim’in Galatasaray’a katkısı nedir?

Terim’in Galatasaray’a katkısı nedir? sitemize 22 Şubat 2013 tarihinde eklenmiş ve kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Başkan Ünal Aysal’ın danışmanlığı görevini yürüten Tulun, Galatasaray’ın bugün tüm birimleriyle Avrupa’nın en iyi 10 takımından biri olmayı hedeflediğini söyledi, “Mesele kimin başrolde olduğu değil, kulübün vizyonu. Hepimiz başarı için elimizden geleni y

Galatasaray’da belki de son 20 ayın en tartışılan ismiydi Bülent Tulun. Fatih Terim ile arasının iyi olmadığı hep konuşuldu, yazıldı.

Florya’daki odasını boşaltmak zorunda kalmış, TT Arena’ya gitmişti. Yine de transfer dönemi geldiğinde Tulun’un varlığı beraberinde sorunları getiriyordu. Geçen sezon şampiyonluğa karşın Tulun odaklı birçok kriz yaşanmış, taraftar bile konuya girerek, istifaya çağırmıştı.

Belki Terim ile Tulun masanın iki ayrı ucundaydı, ama o günden sonra çok değişti. Önce Sneijder transferinde Tulun’u gördük. İşi bitiren isimdi. Ancak ön plana çıkmadı. Drogba’da ise deyim yerindeyse başroldeydi.

“Galatasaray’ın kara kutusu” Bülent Tulun, kafalardaki bütün soru işaretlerini sildi. İşte sözleri…

Bülent Tulun futbolu ne kadar bilir? Yüz üzerinden kaç verirsiniz ?

* 50 yıldır futbolun içindeyim. Futbolcu olarak, hakem olarak, 3 dönem MHK üyesi ve hakem hocası olarak, sportif direktör olarak. Buna rağmen şunu söyleyeyim: Futbol bilinmez, sürekli öğrenilir. Hele dünya futbolu ile ilgileniyorsanız sürekli değişen olgu var karşınızda. Bir sezon ilginizi kesin, hemen geri düşersiniz. Bu nedenle dünkü futbolu bilmek yetmez, yarınki futbolu bilmeniz gerekir.

Peki futbol bilginizin yüzde yüzü Galatasaray’ın hizmetinde mi, yoksa konumunuz gereği az bir bölümünü mü kullanıyorsunuz?

* İhtiyaç duyulduğunda 100’de yüzünü. İhtiyaç yoksa sıfırını. Mesele ihtiyaç duyulduğunda hazır olmak. Bugün Galatasaray futbolu başarıyla yönetiliyor. Durumdan vazife çıkarmaya gerek yok. Yarın Fatih Terim ya da Başkan “Şurada eksiğimiz var, ilgilen” dediklerinde anlamlı katkıda bulunacak konumda olmak, yoksa her gün gidip şunu alalım, yapalım demek değil. 

Başkan Ünal Aysal’a danışman olmak nasıl bir şey?

* Çok kolay ve çok zor. Standartları, vizyonu bu ülke sporunun ötesinde. Ama bir kez bu vizyonu kavramışsanız gerisi çok kolay.

Başkan sizden hangi sorunlara çözüm, hangi meselelere görüş bekliyor ve ne sıklıkta?

* Kimden söz ediyoruz? Ünal Aysal’dan. Dünya arenasında çok başarılı olmuş insandan. Sorun çözme konusunda bir ustadan. Çilingire ihtiyacı yok. Bilgi sorar, yöntem sormaz.

Başkanla günde kaç kere kontağınız oluyor. O sormadan siz fikrinizi söylüyor musunuz?

* Bazen 20 defa, bazen hiç. Tabii söylerim, Galatasaray ve spor dünyasındaki her gelişmeyi zamanında bilmesi çok önemli. Çoğu kez söylediğimde o zaten biliyordur ama nasılsa biliyordur diye söylemezlik edemezsiniz.

Aynı zamanda yorumcusunuz. Takımı yorumlar mısınız?

* 5,3,8’den sonra 1,1 ve Avrupa’da çeyrek final arifesi. Başka yoruma gerek yok.

Kulüp hedeflerinin uzağında kalırsa suçun ne kadarı sizde olur?

* Hiçbiri ya da hepsi. Mesele suç paylaştırmak değil. Gerekçe üretme döneminde de değiliz, suçlu aramak döneminde de. Hepimiz başarı için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Drogba’nın ilk maçını izlerken neler hissettiniz?

* İlk maç şanstır. Olur, olmaz. Kimsenin kariyerini ilk maçla ölçemeyiz. Hele Drogba’nın kariyerini asla. Ama insan başarıyı gönülden istiyor tabii. Oyuna girdiğinin 3. dakikasında olağanüstü bir gol atmasını beklemiyorsunuz, ama atınca da sevinç ve gururdan uçuyorsunuz.

Önce Sneijder sonra Drogba. İki transferde de başroldeki isimdiniz. Nasıl oldu da geldiler? Transferden sonra nasıl tepkiler aldınız?

* Mesele kimin başrolde olduğu değil. Mesele Galatasaray’ın bugünkü vizyonu. “Hiç paramız yok, çok ucuza sol bek bulun, sol açık bulun” günlerinden çok kısa sürede, “Avrupa’nın en iyi 10 takımından biri olalım” noktasına gelindi. Bu Ünal Başkan’ın vizyonuydu. Hepimizin ortak şansı burada. Ünal Aysal bıraktığında yeni Başkan, “Boş verin bu hedefleri” diyebilir mi? Ok yaydan çıkmıştır artık. Nereye gidileceğini değil, ne kadar çabuk varılacağını konuşuyoruz, bunun planları yapılıyor.

Taraftarla aranız nasıl? Geçen yıl istifaya davet edilmiştiniz.

*Taraftar dediğiniz 10-15 kişi mi? Hiçbir zaman sorunum olmadı. O günkü tezahürat sonrası kaç gerçek taraftarın bana gelip üzüntülerini bildirdiklerini bilemezsiniz. Ben de İnönü Stadı’nda 2 sütun arasından geldim. Taraftarı iyi bilirim.

Fatih hoca ile buzlar eridi mi? Drogba’nın transferinde sizi kucaklaşırken gördük.

* Her görüşmemiz, her kucaklaşmamız haber olacaksa bunu önümüzdeki dönemde çok göreceksiniz.

Başkan’ın danışmanı olarak mı yoksa Galatasaray Spor Kulübü’nün bir elamanı olarak görevdesiniz?

* Hepimiz Galatasaray’ın hizmetindeyiz. En üstte de başkanımız var.

Son olarak yoğun şekilde eleştiriliyorsunuz. Bir cevabınız olacak mı?

* Onlar her zaman var. Yazarlar, konuşurlar, ben işimi yaparım. Hepsine acil şifalar diliyorum.

‘Futbolu bilmeye gerek yok’

Ünal Bey’in futboldan çok anlamadığı, G.Saray’ı, kulübü, takımı başkan seçildikten sonra öğrenmeye başladığı gibi bir kanı var. Ne kadar doğru bu?

* Kim söylemişti “Bildiğim yegane şey ne kadar çok şeyi bilmediğim” diye. Bugün sorun yine aynı cevabı verecektir. Bu onun felsefesi, bilgiye olan saygısı. Ayrıca futbolu bilmesi de gerekmiyor. Bildiği şeyler yetiyor G.Saray’a.

Zamanı gelse ve gerekli olduğuna inansanız Başkan’a “istifa etmelisiniz” de diyebilir misiniz?

* Zor bir soru. Teorik olarak Galatasaray sevgim her şeyin üstündedir diye düşünürüm. Ama böyle bir an gelse sevgim ve saygım izin verir mi bilemiyorum. Hele bugüne kadar Galatasaray için yaptıklarını düşündüğümde çok zor demek daha gerçekçi.

‘Terim’in yerimde gözü var’

Muhtemelen reddedeceksiniz ama futbol mahallesinde “Tulun ile Terim’in arası şeker renktir” diye yerleşmiş bir kanı var. Nereye kadar doğru, nereye kadar yanlış.

* Futbol mahallesi dedikodularla beslendikçe doğru ile yanlışı ayırmak zor bu ülkede. Şu soruyu kendimize soralım: Fatih Terim’in, Galatasaray’a geçmiş ve gelecek katkısı nedir? Bülent Tulun’un, Galatasaray’daki rolü nedir? Bunlar arasında bir çelişki var mı? Bir espriyle cevap vereyim, mahalleye malzeme çıksın. Fatih Terim’in benim pozisyonumda gözü var, Başkan’a danışman olmak istiyor! Böyle desem komik olmaz mı!

Terim ile canciğer olmamanız da gerekir herhalde. Farklı görüş zenginliktir. Ne dersiniz?

*Terim’in, Galatasaray futbol gemisinin kaptanı olarak yaşadığı stresi düşünebiliyor musunuz? Nasıl bir takım, nasıl bir Florya devraldığını herkes biliyor.

‘Pankart açtılar’

Sayın Güneri Civaoğlu ile sohbetinizde stoper transferi için masadayken, “Drogba’yı ister misiniz?” şeklinde bir telefon aldığınızı ve bunun üzerine masadan kalktığınızı açıkladınız. Stoper sıkıntısı bu kadar ortadayken neden vazgeçtiniz? Kimdi bu oyuncu?

* Drogba’nın kim olduğunu hiç bilmeyenler bile bu hafta Premier Lig’de Chelsea tribününe asılan “Drogba Legend” pankartını görerek anlamışlardır. Onun yaşayan bir efsane olması sadece attığı gollerden kaynaklanmıyor. Spor kültürü bu kadar gelişmiş, sosyal bilinci bu kadar olgunlaşmış bir başka futbolcu var mıdır dünyada merak ediyorum. Drogba’nın Türkiye futboluna büyük katkıları olacağına inanıyorum. Yabancı basın artık bizim ligimizi unutamayacak.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

İlgili Terimler :